ayaklı konya kent rehberi
KONYA MACERASI
Gidiş:
- İstanbul’dan Sabiha Gökçen Havalimanı’na gitmek için 23:00 civarlarında Hisarüstü-Taksim seferini kaçırmak,son durağa giden bir otobüs şoförünün bizi alması, otobüs bulmaya çalışması,bulamayınca ‘ben sizi Levent’e bırakırım’ demesi, akbil basınca kızması…
-Levent-Beşiktaş seferi için binilen minibüs şoförünün biznden izin alarak benzin alması
-Beşiktaş-Kadıköy seferi yapan otobüsün balık istifi olması,
-Kadıköy-Sabiha Gökçen otobüsünde uyumaya çalışma
4-5 ay içerisinde hiç bu kadar otobüse binmemiştim. Otobüs göresim yok.
-Sabiha Gökçen’e 0200 civarında varış, 06:35 uçağına kadar mescidde montlar üzerinde uyuyuş,endişe dolu check-in işlemi,iğrenç çaya verilen bi’ dünya para, cam kenarında uçuş endişesi, ‘bu kanat çok sallanıyo lan, acaba kopar mı?’ endişesi, kaptan pilot Nejdet’in ‘yarım saat geç kalktık ama ben sizi tam vaktinde indireceğim’ anonsu ve sorunsuz iniş.
KONYA NOTLARI:
-Yolu bilmeyen ama kullanan insanlar
-Tarif konusunda sınıfta kalan ama misafirperverlik konusunda yıldız alan Konya halkı
-Sema gösterisi sırasında ‘flashlı çekim yapmayın’ uyarısına rağmen, hababam çekim yapan insancıklar
-Konya Şehir Rehberi yazabilecek kadar Konya’ya hakim olma, bu konuda yerel halka on basabilecek seviyeye gelme
-Şehir planı,kurallar ve düzen konusunda örnek şehir ve belediye
-Karatay Müzesi girişinde TRT İzmir’den gelen kişilerin çektiği belgesele mankenlik yapma
-Tuorist Information bölümünün kapalı olması, biz kızınca görevlinin çağırılması
-Arkadaşın Japonca bildiğini öğrendiğinde ‘konuşalım’ diyen info
-Çok şahane müzeler,eserler,tarihin tarihi kokan şehir
-İlk defa kullanılan müze kart
-Her yere olmasa da büyük bir bölüme ulaşan tramway
-Çok cazip gelmeyen yemekler
-Alınmak için vakit kalmayan takılar
-‘Mevlana’ya gelmişken ne alsak?’ diye düşündüğümüzde, dönen semazen dışında bi’şey bulamamak
-Sille Köyü’nde kıtlıktan çıkmışcasına yapılan köy kahvaltısı,arnavut kaldırımlı köyü dolaşma,mağaralara girme
DÖNÜŞ:
-Hava alanına gidebileceğin tek otobüsün hava alanının 1 km uzağından geçiyor olma gerçeğini inince farketme,o yolu yürüme, ana kapıdan girerken polisin ‘hayırdır’ demesi,‘hiç öyle balmaya geldik’ cümlesini yutuşum, ‘kenardan geçiyodunuz da’ diye devam eden polise ‘burası yaya kaldırımı gerzek’ demeyişim.
-Check-in yapan kızların laubaliliği, güvenlik kıntroldaki kadın polisin kabalığı, uçağa biniş saatine beş dakka kala görevlilerin ‘uçağın nerde olduğunu bilmiyoruz’ demeleri ve uçağın 50 dakika rötarlı kalkması
-Şahane bulut ve ay manzaraları
-Uçaktan indikten sora LV çanta takan ve valizi olan erkek gören kızların inlemeleri
-SAbiha Gökçen-Kadıköy otobüsüne yetişme,balık konserversine binmeye çalışma, nefes alamama vesaire vesaire…
Gözünü sevdiğim, tertemiz, hijyenik, dağınık ya da temizlenmemiş haliyle bile elaleme on basan eve yarış.
Not: Konya’ya gidecek kişiler bana ulaşıp detaylı bilgi,ulaşım vesaire konularda yardım alabilirler.
This entry was posted on Pazartesi, Aralık 7th, 2009 at 10:45 and is filed under add katagori canım. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.